Künye - Haber Arşivi  - Resmi İlanlar- RSS - İletişim - Giriş Sayfam Yap - Sık Kullanılanlara Ekle

19 Mayıs 2012 Cumartesi

Arama

 


 » Ana Sayfa
 » Asayiş
 » Eğitim
 » Ekonomi
 » Kent
 » Kültür & Sanat
 » Politika
 » Sağlık
 » Spor
 » Teknoloji
 » Türkiye

Menu

 » Künye

Hava Durumu

MALATYA

Çok Okunanlar

» Kanalboyu çabuk bitirilecek
» Kayısı sorunları bakanlıkta
» Sokağa sebze ektiler
» Aile'de güven ortamı sağlanmalı
» ŞEHİTLER UNUTULMADI
» Koreliler Darende'yi sevdi
» İtalyan gençlerden ziyaret
» Tel Kırma Kursu sona erdi
» Battalgazi'de gençlik yürüyüşü
» TURKCELL yatırımda kararlı

Asım Demirkök
ademirkok@hotmail.com

 

Ermeni Mezarlığını ne yapalım?

22.02.2012  

Ermeni Mezarlığını ne yapalım?

 

Anam rahmetli bir yanlış yaptığımda, başıma bir mesele geldiğinde, yılların derinliğinden süzülüp, belleğine yerleştirdiği atalarının sözlerini, beni kırıp dökmeden, kişiliğimi örselemeden usulcacık kulağıma eğilir, oğlum Asım; ‘Bir musibet bin nasihatten iyidir(yeğdir)’ diyerek üflerdi. Ben de ondan sonra aynı hataya düşmemeye çalışırdım. Karşımızdakilerine, ne kadar nasihat edersek edelim, yaptıklarının ne kadar yanlış olduğunu söylersek söyleyelim, başımıza çarpıcı bir mesele gelmeden işin vahametini anlayamıyor, kavrayamıyoruz. Günlerdir Ermeni Mezarlığında ki yıkım üzerinde yazılıp çizilenlere, konuşulanlara bakıyorum da; kimileri ‘nefret’ suçu üzerinden, kimileri ‘ötekileştirme’ üzerinden, kimileri ‘kilise’ benzerliği üzerinden, kimileri binlerce yıl ötesinden din önderlerinin düşüncelerine vurgu yaparak ‘inanç’ üzerinden, kimileri ‘milliyetçilik’ üzerinden, kimileri ‘solculuk’ üzerinden önyargılarını işin içine katarak olayı açıklamaya çalışıyorlar. Oysa akıl yürütmede analiz diye bir kavram vardır. Herhangi bir meselemize o kavram üzerinden açıklama getirmeye çalışırsak, birbirimizi kırıp dökmemiş olur, sağlıklı bir tartışma ortamı yaratarak, şehrimizin meselelerine birlikte çözüm üretmiş oluruz diye düşünüyorum. Öyleyse analiz nedir diye sözlükteki tanımına bir göz atalım. ‘Analiz; bir konuyu (maddi veya düşünsel) temel parçalarına ayırarak, daha sonra bu parçaları ve aralarındaki ilişkileri tanımlayarak sonuca gitme yoludur.’Öyleyse analizimize başlayabiliriz. Önce parçalara bir bir bakalım.

1-Tarihin babası olarak adlandırılan Helen tarihçisi Herodot; ‘Ermenileri, Trakya kökenli bir halk olan Frigle’rin (Frigyalılar’ı)doğuya, Urartu bölgesine yönelen bir kolu olduğunu söylemiştir.’

2-‘Ermeniler;’ Balkanlar'dan Anadolu'ya gelen, Hint-Avrupa kökenli ve Trak-Frig soyundandırlar. Frigler'in bir kolu, İlliryalılar (Arnavutlar)'ın baskısıyla ‘M.Ö. 6. yüzyılda Doğu Anadolu'ya göç ederek yerleşmişlerdir.’

3-Hemşerimiz Adnan Işık’ın; Malatya 1830-1919 adlı kitabının 332 sayfasındaki 1894-1895 yılında Malatya Merkez Nüfusu kayıtlarına göre; ‘a) İslâm-(52323) Ermeni-(6163) Katolik-(515) Protestan-(319) Lâtin-(142) Tebaâ-i ecnebiye ile tabiiyeti meşkûk bulunanlar-(8)’ nüfus yaşamaktadır.

4- Nüfusun ana dile göre dağılımıyla ilgili olarak Osmanlı tarihçisi Kemal H. Karpat, 1914 yılı nüfus çalışmasıyla ilgili olarak şu tespiti yapmaktadır.’Rum Katolik ve Rum Ortodoks nüfusları toplamı, 1 milyon 792 bin 206’dı. Ermeni Gregoryen ve Ermeni Katolik toplamı ise 1 milyon 230 bindir. Bu halde etnik köken itibariyle 1914 yılında Osmanlı İmparatorluğu nüfusunun yüzde 9,68’i Rum ve yüzde 6,64’ü ermenidir.

 5-Cumhuriyet döneminin ilk sayımı olan 1927 Nüfus Sayımında Türkiye'nin ana dili Ermenice olan nüfusu 64.745 kişi olarak belirtilmiştir. (Kaynak: İstatistik Umum Müdürlüğü ve Devlet İstatistik Enstitüsü, 1927 nüfus sayım sonuçları.)

6-Bugün şehrimizde 100’e yakın Ermeni vatandaşımızın yaşadığı söylenmektedir.

7-Yüz yıllardır bu topraklarda ve şehrimizde, farklı inançta, farklı kimlikte, farklı Kültürde, farklı gelenek ve görenekte yaşayan insanlarımız olmuştur. Bunlar zaman içerisinde inançları gereği ritüellerini, kültürlerini, gelenek ve göreneklerini yerine getirmişlerdir. Bunlardan ayakta kalan ve şehrimizden birkaç örnek verecek olursak; şehir merkezimizde ayakta kalan Çavuşoğlu MahallesindekiTaşhoron ve Çamurlu Köyü sınırları içerisindeki Venk kilisesi. Konumuz olan Kiltepe Mahallesinde bulunan ‘Ermeni Mezarlığı.’    

Şimdi parçaları birleştirip büyük fotoğrafın bir parçasına baktığımızda; Ne görüyoruz?

1-Ermeniler; ‘Bu topraklarda binlerce yıl birlikte yaşadığımız kadim halklarından biridir.’

2-Ermenilerin; ‘Bu topraklarda bir tarihi, bir inancı, bir kültürü vardır.’

3-Bu topraklarda; Yüz yıllarca farklı kimlikleri, farklı inançları, farklı kültürleri, farklı gelenek ve görenekleri ile yaşayan ‘insanlar hep vardı’ ve biz bu topraklarda birlikte yaşadık.

4-Bu topraklarda; Yüz yıllar içerisinde inançlarımızdan, dilimizden, kültürümüzden, gelenek ve göreneklerimizden etkilendik.

5-Bu topraklarda yaşayan insanları tarih içerisinde birbirine ‘kırdıranlar’ hep olmuştur. Bundan sonrada olacaktır.

6-İster uzak, ister yakın tarihe baktığımızda onca acıları birlikte yaşadık. Analarımız zaman zaman birlikte ağladılar, zaman zaman ayrı ayrı ağladılar. Ama ağlayanlar analarımız oldu ve hep acı çektiler.

7- Her birimize, hem ayrı ayrı soruyor ve şu sorunun yanıtını birlikte bulmamızı diliyor ve bekliyorum. Hangi kimlikten, hangi inançtan olursa olsun, ana, ‘ANADIR.’ Ana bütün inançlarda, bütün kültürlerde, bütün kimliklerde kutsaldır. Ananın; hem yaşayanı, hem de yaşanmışlığı kutsaldır. Öbür dünyanın kutsallığına inanan, cennette yaşamayı yaşamanın önceliğine koyan bir insan; ‘cennet anaların ayaklarının altındadır’ söylemine nasıl duyarsız kalır ki? Yalnız inançlar anaları kutsamamış, insanlıkta ‘anayı’ kutsamıştır. Toprağa doğurganlığından ötürü, ‘Toprak Ana.’Babanın fiziksel gücüne, baskıcı rolüne değinmek için de, devletin baskıcı otoriter tavrına benzeştirerek, örnek olarak da,’Devlet Baba denmiştir.’

Gelelim fotoğrafın diğer bölümündeki parçalarına:

1-Tarihin bir döneminde bu toprakların kadim olan halklarından olan ‘Ermeniler’, şu veya bu nedenle, bu topraklardan ‘göçtüler ve göçürttük.’ Çok küçük bir azınlık şehrimizde halen yaşarken, büyük bir bölümü şehrimizden ayrıldılar. Bir bölümü yurt dışına bir bölümü diğer illere gittiler.

2-Ermeniler şehrimizden ayrılırken, inançları gereği ritüellerini gerçekleştirdikleri ‘kiliselerini’, geçmişteki ölen analarını, en yakınlarını ve halen yaşayıp da ölen insanlarını gömdükleri, ‘Ermeni Mezarlığını’ Kiltepe Mahallesinde bize emanet ederek bıraktılar.

3-Geçtiğimiz yıl Haziran ayında Malatya’da doğmuş , büyümüş ancak daha sonra şehrimizden ayrılan ve İstanbul’da yaşayan Malatyalı Ermeni hemşerilerimiz, yaşadıkları şehrimize bir gezi düzenlediler.Gezi sırasında bir akşam; kentimizin üst düzey yöneticieri,basın mensunları,Vali ve Belediye Başkanı ile birlikte bir akşam yemeğinde buluşup sohbet ettiler.  Kısa adı HAYDER olan Malatyalı Hayırsever Ermeniler Yardımlaşma ve Kültür Derneği Başkanı Hosrof Köletavitoğlu gezi sonrası yapığı açıklamada ‘Malatya çok değişmiş ve güzelleşmiş.Tanınmayacak hale gelmiş.Buraları ne kadar özlemişiz.İnşallah bundan sonra daha sık geleceğiz demişti.’Ayrıca Vali ve Belediye Başkanından bir istekleri daha olmuş.Parasını kendilerinin karşılaması karşılığında, Kiltepe Mahalesindeki Ermeni Mezarlığına ‘Bekçi evi ile Son Dua’  yeri yapmak isteklerini dile geirmiişlerdi.Kentimizin üst düzey yöneticileri de bu isteklerine olumlu cevap vermişlerdirdi.Ermeni hemşerilerimiz Malatyaya yapmış oldukları geziden mutlu ayrılmışlar,bizlerde onları Malatyamızda misafir etmekten hoşnut kalmıştık.

4-Aradan bir süre geçtikten sonra,Belediye yetkililerine,’Ermeni Mezarlığında’ yapacakları binaların projesini sunmuşlar,Belediyemizin onayını aldıktan sonra inşaatlarına başlamışlardır.Nerdeyse inşaat bitme aşamasına gelmişken, birleri  mi şikayet etti?Yoksa Belediyenin inşaat ruhsat vermeden, inşaata göz yumularak mı başlatıldı da sonra mı akılları başlarına geldi.Orası açıklamaların içeriğinde pek aydınlatılmış değil.Belediye ‘yanlışlıkla yıktık’ diyor ve açıklamanın içeriğinden ruhsat verilmiş de;ruhsat dışı yapılmış yeri, belediye elemanlarının yıkmaları gerekirken,’yanlışlıkla!’ binanın tamamını mı yıkmışlar! O da açıklamaların içeriğinde net değil.

  a) Nerden bakarsanız bakın Belediyenin açıklamaları inandırıcı değil.

  b) Daha başlangıçta ruhsat aşamasında Belediye yanlış yapışmıştır.

5- Malatya Ermeni Mezarlığının yıkımının ardından HayderYöneticileri Malatya’ya gelerek,Vali ve Belediye Başkanı ile görüşmüşler ve yazılı bir açıklama yapmışlar,Açıklamada;Yıkılan binaların Malatya Belediyesi tarafından yeniden inşa edilmesinde karar kılındığını belirtmişlerdir.Ayrıca;Belediye tarafında yapılacak inşaatın projesi ve kontrolünün kendilerinde olacağını belirten HAYDER Başkanın  açıklamasında, Malatya Belediyesi'nin yapacağı yapıları anahtar teslimi olarak çok kısa bir sürede Ermeni cemaatinin kullanımına sunacağı vurgulandı.’ Yazılı açıklamalarda şu görüşlere de yer verildi: ‘Ermeni toplumunda ve Türkiye kamuoyunda büyük bir infial yaratan yıkımın, yerel yöneticilerimiz tarafından telafi edileceğine inancımız tamdır. Bu sayede, daha önce planladığımız gibi, bu yılın yaz aylarında dünyanın dört bir köşesine dağılmış Ermenilerin, Malatya'da hemşerileriyle birlikte geçmişlerine dua edebilecekleri günü gerçek kılacağımıza inanıyoruz. Ayrıca son günlerde oluşan ‘bilgi kirliliğinin’ de giderilmesi gerekmektedir.’ dedi

Hayder Başkanı Hosrof Köletvitoğlu’nun Ermeni Mezarlığının yıkımı konusunda ortada dolaşan ‘bilgi kirliliği’ görüşüne aynen katılıyorum. Malatyanın üzerine yapıştırılmak istenen yukarıda belirttiğim; kimileri ‘nefret’ suçu üzerinden, kimileri ‘ötekileştirme’ üzerinden, kimileri ‘kilise’ benzerliği üzerinden, kimileri binlerce yıl ötesinden din önderlerinin düşüncelerine vurgu yaparak ‘inanç’ üzerinden, kimileri ‘milliyetçilik’ üzerinden, kimileri ‘solculuk’ üzerinden önyargılarını işin içine katarak olayı açıklamaya çalıştıkları, görüşlerinin de bu nedenle yanlış olduğunu düşünüyorum. Tarihe bir not düşmek içinde uzun uzadıya bu konuyu kaleme alıp analiz etmeye çalıştığımı ayrıca belirtmek istiyorum. İstiyorum ki; Gelecek kuşaklarımız bu günü okuduklarında, şehrimizin zihinsel düşüncelerinde doğru ile yanlışın bir arada bulunduğunu görsünler ve kararlarını ona göre versinler.

Malatya’mız yıllar boyunca; tarihin derinliklerinden gelen farklı ‘kimlik, inanç, kültür, gelenek ve göreneklerin’ yaşandığı bir barınak olmuştur. Halen olmaya devam etmektedir. Edecektir de. Hemşerilerimizde bu zihin aydınlığının olduğunu görüyor, biliyor ve düşünüyorum. Kimselerin hemşerilerimizde olan bu zihin Berraklığını, kolay kolay bozamayacaklarına inanıyorum ve diliyorum. Bu nedenle hemşerilerimizin, bir bütün olarak bu barınağı korumaya devam ettiklerine inanıyorum. Geçmişte Belediye Başkanlığımızı yapmış Rahmetli Hamit Fendoğlu’nun ve yakınların ölümü sonrasındaki olaylar ile Zirve Yayınevinde gerçekleştirilen katliamın arka yüzünü, son yıllarda yaşanan bunca olaylardan sonra hemşerilerimiz görmüştür. Bu bir ‘sistemin’ ülkemize taşıdığı kötü bir hastalıktır. Sistemin bulaşıcı bu kötü hastalığını kimselerin, ama kimselerin Malatya’mıza bulaştıramayacağını, elbirliği ile bu hastalıkların üstesinden geleceğimizi, geçerken ayrıca belirtmek istiyorum. Konumuz olan Ermeni Mezarlığı yıkımına dönecek olursak:

1-Burada kent yöneticilerimizin ‘kent planlaması’ açısından yanlış yaptıklarını düşünüyor, bunun altını özellikle çizmek istiyorum. Biraz sonra bu konuyu ayrıca açmaya çalışacağım. Bir kez daha Belediyemizin aynı yanlışa döne döne düşmemeleri için elimden geldiğince ve dilimin döndüğünce anlatmaya çalışacağım.

2-Şehrimizin üst yöneticileri olan Vali, Belediye Başkanı ve Malatya’mızın ‘Bilgi Kirliliğinden’ kaynaklı bir anlayışlarla kara kampanyaya! Tabi tutulduklarını seziyor ve görüyorum. Bunun böyle olmadığını şehrimizde yapılan ve yapılmakta olan bir kaç örnekle açmaya çalışayım.

   a) Bu yakın dönemde; 5000 yllık geçmişe sahip olan Orduzu Aslantepe, ‘Açık Hava Müzesine’ dönüştürüldü. Anadolu Müzesinde sergilenen Kral Tanrı ‘Tarhunza, Aslan Heykelleri, ( hemşerilerimiz; tarihimizin derinliklerinden gelen aslan kültürüne, Malatya’mızın birçok yerinde ağzından su fışkıran havuzları ve aslan figürlerini hatırlayacaklardır.) ve rölyefler aslına uygun olarak birer kopyası şehrimizin müzesine yerleştirilmişlerdir.

 b) Yine Milattan Öncesine dayanan ve Dünya Kültür hazinesi olan ‘Nemrut’ yolu ve otel yapma çabalarını; Battal Gazi İlçemizdeki Doğu Roma İmparatorluğu yapımı ‘surların’ yenilenmesi ile birlikte, daha Malatya’mızda yüzlerce yapılan ‘Kültür Varlıklarımızın’ ayağa kaldırma girişimleri sürdürülmektedir.

c) 17 Ocak 2012 Salı günü Belediye Fırat Toplantı Salonunda ‘Çevre Düzeni Planı’ ile ilgili bir toplantı düzenleniyor. Toplantının ardından yapılan açıklamanın son paragrafına bir göz atalım; ‘Çevre Düzeni Planı Danışmanlarından Tavit Köletavitoğlu, yapılan Çevre Düzeni Planı çalışmasının önemi ve kriterleri ile ilgili kısa bir konuşma yaptı.’  Malatya’mızın geleceğini şekillendirecek 140 bin Hektar arazi parçasının şekillenmesinde uzman görüşlerine başvurduğumuz Tavit  Köletavitoğlu kim? 1951 yılında Malatya’da doğan,1973 yılında ‘OTDÜ’ Şehir ve Bölge Planlama Bölümünden mezun olup, uzun yıllar üst düzey yöneticilik yapmış, kent içi ulaşım, planlama ve turizm konularında makaleleri bulunan ‘Ermeni kimliğine’ sahip bir hemşerimizdir.

Yukarıda kısaca ve özet olarak vermeye çalıştığım, bu çalışmalara yön veren kentimiz yöneticilerini ve onlara katkı sunan hemşerilerimizin bu çalışmalarının hangisini, ‘inançlara müdahale’ ve ‘yabancı düşmanlığı’ ile açıklayabiliriz? Belediye Başkanımız Ahmet Çakır’ın, Valimiz Ulvi Saran’ın, ve hemşerilerimizin hangi açıklamalarının ‘ötekileştirme’ ya da ‘nefret suçu’ işlediklerine ait somut bir kanıtınız var mı? Şehrimize, hemşerilerimize, Belediye Başkanımıza ve Valimize bu konuda haksızlık etmeyelim. Malatya’mızın tarihi derinliklerinden gelen kültürel dokumuzun ayağa kaldırılması konusunda onları şehrim adına yürekten kutluyor, destekliyor, bu yoldaki başarılı çalışmalarının devamını diliyor ve bekliyorum.

Gelelim Ermeni Mezralığındaki yıkıma:

1-     Ermeni Mezarlığına yapılacak yapıya, baştan söz verilirken yanlış yapılmıştır. Şehrin herhangi bir yerinde, yapıya yapılacak bir müdahaleye bugüne kadar hep ‘İmar Planları’ çerçevesinde baktım. Bundan sonrada görüş ve kanaatim bu yönde olacaktır. Kentler birer ‘canlı’ organizma gibidir. Gibidir lafını uygun bulmuyor ve ‘Kentler Bir Canlı Organizmadır’ diyorum. Hekimin; Bir insanın her hangi bir yerine yapacağı müdahalede, önce bir ‘konsültasyon’ yapması gerekir. Konusunda uzman hekimlerle bir araya gelerek, hastanın müdahale edilecek bölgesini inceleyip, tetkik ve araştırmaları sonucunda,  müdahalelerinin vücudun bütününe bugün ve gelecekte ne gibi etkileri olacağının araştırılması sonucunda, ellerine neşteri alırlar. Ayrıca ellerindeki araç gereç ve imkânlarını gözden geçirerek karar vermeleri gerekmektedir. Hasta acılar içerisinde kıvranmaktadır. Acilen müdahale gereklidir. Hastaya görüş alışverişi yapmadan müdahale ederseniz birkaç ihtimalle karşı karşıya kalırsınız.  Hastayı tedavi edeyim derken,  tesadüfen hasta bugün için iyi olur. Gelecekte hastanın ne gibi risklerle karşılaşacağı ise bilinmez. Ya hasta geçici olarak sakat olur. İkinci müdahale zorunlu hale gelir. Ya hastayı bir daha müdahale edilemeyecek uzun süreli sakat bırakırsınız. Bir daha hastaya müdahale edemezsiniz. Ya da hastaya müdahale ederken öldürürsünüz. Kanaatimce ‘Ermeni Mezarlığında’ hekimlerin hastalara uygulayacağı yol ve yöntem uygulanmadığından bu duruma gelinmiştir. Neyse ki buraya ikinci bir müdahale şansımız vardır. Bundan sonra yol ve yöntem hatasına düşmezsek önceki müdahaleden daha iyi bir şansımız olabilir.

2-      Ermeni Mezarlığına söz verilirken duygusal davranılmıştır. Plan incelenmeye alınmamış, Kiltepe Mahallesi bütünlüğünde ve mezarlığın; Yeni yapılacak ‘Çevre Düzeni Planı’ içerisindeki konumu, buna dayanılarak yeniden düzenlenecek 1/5000 ve 1/1000 ölçekli tatbikat planları içerisinde hangi kat yüksekliğinde olacağı, yollarla ve çevreyle ilişkisi göz önünde bulundurulmadan yapıya izin verilmiştir.

3-      Rahmetli anamın dediği gibi ’Bir musibet bin nasihatten iyidir (yeğdir.)’ Başımıza istemediğimiz bir sıkıntı bir yıkım geldi. Bir daha aynı hataya düşmememiz ve bundan önemli bir ders çıkarmamız gerekir. Benim bu konudaki önerilerime gelince;

a) Ermeni Mezarlığını bütünüyle yeniden düzenleyelim. Yapacağımız yeni düzenlemenin parasal değerini düşünmeyelim. Belediye olarak biz ödeyelim.

b) Öyle güzel bir düzenleme yapalım ki, dostlarımıza da, bizleri düşman bilenlere de örnek olsun. Van’da Akdamar adasında yapılan kilise gibi bir açılış yapalım ve bütün Dünya Ermenilerini bu açılışa davet edelim. Malatya’mızın adını dünyaya duyuralım. Şehrimizin adını yanlış söylemlerden arındıralım.

c) Bu işin düzenlenmesini, planlamasını ve yapımını, ne biz yapalım, ne de ‘Ermeni Hayder derneğine’ velim. Bu işin uzmanı Ermeni hemşerimiz ‘Tavit Köletavitoğluna’ verelim. Köletavitoğlu hemşerimiz; Ermeni Mezarlığının hem konumunu, hem mimarisini, hem de Ermeni inanç dünyasının, ritüellerinin, kültürünün, içinde yaşayan bir kişi ve uzman olarak bizden iyi bilecektir. Ayrıca ‘Çevre Düzeni Planımıza’ uzman danışmanlık ettiği için de, kent bütünlüğü içerisinde Kiltepe Mahallesindeki konumunu ayrıca ve özellikle değerlendirecektir.  

     d) Malatya Belediyesi bu düzenlemeyi ve planı inceleyip onay verdikten sonra,

      Kontrolünü ve denetimini yapmalıdır diye düşünüyorum.

 Belediye Başkanımız Ahmet Çakır’a belki birkaç kez döne döne aynı çağrıları yaptım. Bir kez daha bu çağrımı yenilemek istiyorum. Ahmet Çakır Başkan; yeni Başkan olduğunuz bir dönemde, geçmişten gelen birçok kentimiz imar hastalığını kucağınızda buldunuz ve imar hastalığı kucağınızı yaktı. Tekrarlamayacağım ama önemli gördüğüm birkaç noktanın altını çizmek istiyorum.

1-     Arsa yoğunluğu nedeniyle kendi ‘İmar Müdürlüğünüzü’ mühürlemek zorunda kaldınız.

2-      Sümer Bez Fabrikasının yerine yapılan İş Merkezinin yapılmasının devam eden mahkemesince verilen bir karar üzerine, yapımı bitmiş AVM’ ye göstermelik bir mühür vurmak zorunda kaldınız.

3-      Şeker Fabrikasının özelleştirilmesi sonucu satılmasının hiç olmadığı bir yerinde, müsebbibi durumunda kaldınız ve hesabı sizden sorulur oldu.

O zaman ne yapılmalı?

          a) Yirminci Yüzyıl, ‘Kentlerin yüzyılı olacaktır.’

           b) Giderek kentler daha kalabalıklaşacak ve kentte yaşayanların, eğitimden sağlığa, işten aşa, barınmadan ısınmaya, ulaşımdan çevreye, depremden afetlerin her türüne, kentte yaşayan hemşerilerin sorunlardan, yine kentte yaşayan canlıların ve bütün bunların hepsinin hesabı sizden ve sizin yönetiminizden sorulacak. Ayrıca bu sorunları çözmek için büyük paraları ve kentin ‘Büyük Rantını’ sağlayacak 140 bin dönümlük alanı ile Büyük Şehri kucağınızda bulacaksınız.

          c) Bu kocaman kentin kocaman ‘Büyük Rantını’ elinizden kapmak için, siyaset bezirgânlarından! Tutun da, her türden bezirgânlar yollarınıza her türlü tuzakları döşeyeceklerdir.

           d) Ülkemizin üzerinde dolaşan kara bulutlara bir bakın. Geçmişin 12 Eylül hukuk düzeni var oldukça, ülkemizin düzlüğe çıkacağını sanmıyorum. Bu günlerde kopartılan gürültüler bunun delaleti değil de nedir? Bu nedenle ülkemizin yeniden kurumları ile birlikte, yeniden düzenleneceği yeni bir yapılanmaya ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Bunun da ancak sil baştan evrensel normlarla donanmış halkımızla birlikte yapacağımız ‘Yeni bir Anayasa’ ile mümkün olacağını düşünüyorum. Bu nedenle diyorum ki;

            e) Sizi, kentimizi ve hemşerilerimizin yaşam kalitesini yükseltecek yeni bir kent Anayasası önünüzde duruyor. Yasa da bunun yapılmasını kent yöneticilerine yani sizlerin yapmasını zorunlu kılıyor.22.2.2005 tarihinde 5302 sayılı yasanın 6.Maddesinin b) bendinin üçüncü paragrafı sizlere bu görevi yapmanıza çağrıda bulunuyor. Buna birlikte bakalım:

               f) ‘İl çevre düzeni plânı; Valinin koordinasyonunda, büyükşehirlerde büyükşehir belediyeleri, diğer illerde il belediyesi ve il özel idaresi ile birlikte yapılır. İl çevre düzeni plânı belediye meclisi ile il genel meclisi tarafından onaylanır.’

2005 yılından bugüne kadar kentimiz olmayan bir ‘kent anayasası!’ ile yürütülmektedir. Ayrıca yönetmelik 1/5000 ve 1/ 1000 ölçekli tatbikat palanlarının ‘çevre düzeni planına’ uygun olarak yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Demek oluyor ki şehrimizin yolları, binaları kent bütünlüğü gözetilmeden, mahallelere ve semtlere dayanılarak yapılan imar tatbikat planları ile yürütülmektedir. Bu da kentte birçok dedikoduları ve imar yolsuzluğunu peşinden sürüklemekte ve belediye başkanlarına birçok tuzakları ve siyasi dayatmaları gündeme getirmektedir. Bundan kurtuluş yolunun, hemşerilerinizle birlikte yapacağınız kent anayasası olan, ‘Çevre Düzeni Planını’ bir an önce hayata geçirmenizle olacaktır. Bu plan pusulanız olacak ve yönünüzü bulmanıza yardımcı olacaktır. Bilmem anlatabildim mi Ahmet Çakır Başkanımız ve Valimiz Ulvi Saran.

Elimizde böyle bir pusula olsaydı, ne Ermeni Mezarlığındaki yıkım olurdu? Ne de ondan sonraki şehrimiz ve sizler hakkınızdaki söylenen söylemler!      

 

 

Bu Yazı 84 Kere Okundu

Yazdır



 Yorum Ekleyin
 Adınız Soyadınız :

Güvenlik Kodu: Güvenlik Kodunuz: 5419511

Bugünkü Gazetemiz

Bugünün Gazetesi Henüz Yüklenmedi
19.05.2012



Anket

Aktif Anket Bulunamadı

Yazarlar

   Kudret Erdem
EĞİTİMLE UĞRAŞMAYIN
   Kemal Deniz
ŞAİR ve ŞİİR
   Mehmet Şükrü Baş
19 MAYISI ANLAMAK VE ATATÜRK’Ü TANIMAK
   Hadi Önal
MADDE BAĞIMLILIĞI VE ÇOCUKLARIMIZ
   Esra Altaş
HAYATI YAŞAMAK AMA NASIL?
   Arzu Keleş
NEDİR SONBAHAR?
   M.Hayrettin Abacı
Nasıl Politikacı İstiyoruz?
   Asım Demirkök
Dalga dalga kente ulaşmak
   Saliha Akkuş
Vücudumuz konuşuyor
   Danış Çoban
ADRESE TESLİM
   Ayşe Benek Kaya
ÇİÇEKLERE
   Nurettin Gür
AHMET ŞENTÜRK’Ü RAHMETLE ANIYORUZ
   Süleyman Özerol
ANKARA'DA TANIDIĞIM SANATÇILAR
   Osman Kaya
ALIŞAMADIK
   Ahmet Turan Eseoğlu
OKUYAN ÖZGÜRDÜR

Her Hakkı Saklıdır © Malatya Hakimiyet Gazetesi
http://www.malatyahakimiyet.com
Yazılım: ercans@gmail.com 0,11