Künye - Haber Arşivi  - Resmi İlanlar- RSS - İletişim - Giriş Sayfam Yap - Sık Kullanılanlara Ekle

19 Mayıs 2012 Cumartesi

Arama

 


 » Ana Sayfa
 » Asayiş
 » Eğitim
 » Ekonomi
 » Kent
 » Kültür & Sanat
 » Politika
 » Sağlık
 » Spor
 » Teknoloji
 » Türkiye

Menu

 » Künye

Hava Durumu

MALATYA

Çok Okunanlar

» Kanalboyu çabuk bitirilecek
» Kayısı sorunları bakanlıkta
» Sokağa sebze ektiler
» Aile'de güven ortamı sağlanmalı
» ŞEHİTLER UNUTULMADI
» Koreliler Darende'yi sevdi
» İtalyan gençlerden ziyaret
» Tel Kırma Kursu sona erdi
» Battalgazi'de gençlik yürüyüşü
» TURKCELL yatırımda kararlı

Kudret Erdem
Kudret.Erdem@web.de

 

KARA ÖZLEMİM ARTIYOR

05.02.2012  

ALMANYA,DA HER GEÇEN YIL

KARA ÖZLEMİM ARTIYOR

 

İtiraf edeyim...

Almanya,da her geçen yıl kara özlemim artıyor...

Zorluk, sıkıntı, kıtlık da olsa  çocukluğumun kışını özliyorum.

Hekimhanın Kozder köyünde geçen kış günlerini...

Kasım ortasında  yağan kar ,mart sonuna kadar kalkmazdı.

Tipi şeklinde yağar, köy tabiriyle, karın girmediği „kovuk“ bırakmazdı.

Rüzgarın  uğuldaması, bazen imdat çığlığını, bazen ise gamlı bir

türküyü andırırdı. 

Susmak bilmezdi...

Geceleri uyuyamazdık...

Çoğu kez yorganı başımıza çekmek zorunda kalırdık.

Evler sobalı idi...

Kömür olmadığı için  odun talaş yakardık...

Kakorifer nedir bilmezdik ki sıcaklığı mukayese edelim.

Sobalar tenekeden yapılmıştı.

Sonraları sacdan yapılmış sobalar çıktı.

İyi hatırlıyorum  Sacdan yapılan sobalar kullanılmaya başladığında

büyük ses getirmişti.

Bu sobalar hem evi iyi ısıtıyor hemde üzerinde yemek pişiriliyordu...

Bu sobaların üzerinde patates, nohut, darı pişirmeye bayılırdık.

Gece geç saatlerde sobanın ısısı azalırdı. Evin büyükleri kalkıp sobayı

tekrar yakarlardı.

Soba üstündeki çaydanlığın mır,mır sesleriyle uyanırdık.

O yer sofrasında yaptığımız kahvaltıya doyum olmazdı.

Annemin mayasız olarak yaptığı (fetir) ekmeğinin üzerine birde tere yağı

sürüldüğünde en az 5 tanesi giderdi...

Ailenin sonbahar üretimi peynir, yoğurt, yumurta ve pekmez...

Bunlar kahvaltının menüsü idi.

Özellikle kış aylarında tarhana dan yapılan kaşkah veyine tarhana,dan yapılan

bulamaç çorbası içilirdi...(bu çorbanın içinde pancar dilimi,de olurdu)

Soğuk karlı günlerde camlar buharlanır bizde cam üzerinde resim çizerdik.

Dışarı çıktığımızda  binaların saçaklarından aşağı uzanan bir metre bir buçuk

metre uzunluğunda buz sarkıtlarını görürdük.

O yıllarda köyümüze  çok kar yağardı,sabahleyin evden dışar çıkmak için binaların

üzerinde ki karların temizlenmesi bir hayli zaman alırdı.

Köyün geçleri toplu olarak türkü söylüyerek keklik avına giderler, yaptıkları

avlanmayı akşamları köy odalarında bir kahramlık edasıyla anlatırlardı.

Kar kalınlığının bir metre olması nedeniyle Okula gitmekte sıkıntı çekerdik.

Babalarımızın, ağabeylerimizin, ellerinde kürek yol açarak bizleri okula

götürdüklerini iyi hatırlarım. Rahmetli babam Ali Erdem Eğitmen olarak

köyümüzün çocuklarını okutuyordu. O yıllarda giyim eşyası olarak kullanılan

kara lastik bunu alamayanlarda çarıkla okula gelirlerdi.Okula giderken

ayaklarımız ve ellerimiz buz keserdi.

 

Ellerimizin üstünde derin çatlaklar oluşurdu. Akşam eve dönünce, ellerimizi

sıcak suya bastırır, sonrada  kremlerdik, saatlerce sızlardı...

Bakıyorumda son yıllarda köyümde de eski kışlar ve o karlar yokmuş.

 

Kar ne zaman güzel biliyor musunuz?

Eviniz sıcaksa, karnınız toksa, camdan seyrederken güzel.

Kar mantonuz, botunuz, eldivenleriniz varsa, kartopu oynarken güzel.

Kayak merkezine  gidecek imkanınız varsa, kayak yaparken güzel.

Dağda bir eviniz varsa, şömineniz yanıyorsa, kahvenizi yudumlarken güzel.

Ben sürekli „diğerleri“ ni düşündüğüm için karı sevmiyorum.

 

Evet, diğerleri için kar çok daha başka anlamlar taşıyor.

Başını sokacak bir evi olmadığından sokakta kalan vatandaşlar için

„donma“ tehlikesi geçirmek demek...

Belki de „donarak“ ölmek demek.

Dışarda çalışmak zorunda olanlar için „soğuk“ demek, iliklerine kadar

„üşümek“ demek.

Sıcacık bir yatak, sıcacık bir çay, bir lokma yemek bulamamak demek.

Hastalığa davatiye çıkarmak demek.

Yola çıkmak zorunda olan sürücüler için „tehlike“ demek.

Köy yollarının kapalı olması, doğum için hastaneye gitmesi gereken

annelerin çektiği „eziyet“ demek.

İşte bu nedenle ben kar,ı sevmiyorum. Saygılarımla.

 

Bu Yazı 96 Kere Okundu

Yazdır



 Yorum Ekleyin
 Adınız Soyadınız :

Güvenlik Kodu: Güvenlik Kodunuz: 389604

Bugünkü Gazetemiz

Bugünün Gazetesi Henüz Yüklenmedi
19.05.2012



Anket

Aktif Anket Bulunamadı

Yazarlar

   Kudret Erdem
EĞİTİMLE UĞRAŞMAYIN
   Kemal Deniz
ŞAİR ve ŞİİR
   Mehmet Şükrü Baş
19 MAYISI ANLAMAK VE ATATÜRK’Ü TANIMAK
   Hadi Önal
MADDE BAĞIMLILIĞI VE ÇOCUKLARIMIZ
   Esra Altaş
HAYATI YAŞAMAK AMA NASIL?
   Arzu Keleş
NEDİR SONBAHAR?
   M.Hayrettin Abacı
Nasıl Politikacı İstiyoruz?
   Asım Demirkök
Dalga dalga kente ulaşmak
   Saliha Akkuş
Vücudumuz konuşuyor
   Danış Çoban
ADRESE TESLİM
   Ayşe Benek Kaya
ÇİÇEKLERE
   Nurettin Gür
AHMET ŞENTÜRK’Ü RAHMETLE ANIYORUZ
   Süleyman Özerol
ANKARA'DA TANIDIĞIM SANATÇILAR
   Osman Kaya
ALIŞAMADIK
   Ahmet Turan Eseoğlu
OKUYAN ÖZGÜRDÜR

Her Hakkı Saklıdır © Malatya Hakimiyet Gazetesi
http://www.malatyahakimiyet.com
Yazılım: ercans@gmail.com 0,11