“GEL EY GÖNÜL MÜLK EDİNME BU DEHRİ”
TÜRKÜSÜNÜN SÖZLERİ ÜZERİNE BİR İNCELEME
Türkülerimiz için en temel başvuru kaynaklarımızın başında TRT repertuarı gelmektedir. Ancak kimi zaman TRT repertuarındaki türkü sözlerinin bazı çelişkiler taşıdığı da gözlemlenebilmektedir. Böylesi bir durumda türkülerin kaynak kişilerine inmek ve türkü sözlerini yapısal olarak inceleyerek tutarlılıklarını çözümlemek türkünün özüne ulaşmak için temel yöntemlerdendir. “Gel Ey Gönül Mülk Edinme Bu Dehri” türküsünün de bu bağlamda incelenmesi gerektiğini düşünüyorum.
Sözleri Hekimhanlı Esiri’ye ait bu türkü TRT repertuarının 1847 numarasında kayıtlıdır. Türkünün kaynak kişiliğini yine Hekimhanlı olan İbrahim Emici yapmıştır. TRT Ankara Radyosu tarafından derlenen ve Prof. Dr. Can Etili tarafından notaya alınan, 23 Şubat 1978 tarihinde Denetleme Kurulu tarafından incelenen ve kabul gören “Gel Ey Gönül Mülk Edinme Bu Dehri” adlı eser TRT repertuarının en önemli türküleri arasında yer almıştır. Söz konusu repertuarda kayıtlı sözleri şöyledir:
Gel ey gönül mülk edinme bu dehri
Eli Göçmüş hüsn-insana dönersin
Bal deyi sunarlar akibet zehri
Tacı tahtı bi mekâna dönersin
Ömrüm ömrüm divane
Verme yine peyi nefsin eline
Salmaz seni Hak’kın doğru yoluna
Ecel yeli değer ömrüm bağına
Pençe yemiş aşiyana dönersin
Ömrüm ömrüm divane
Bu felek oncasın eyledi berbat
Hiç gelip geçenden almadım irşat
Neyidi cihana gelmekte murat
Esiri der lâ mekana dönersin
Ömrüm ömrüm divane
Türküyü incelediğimde anlamsız sözlere rastladım. Kendini kabul ettirmiş halk ozanlarının -bu arada Esiri’nin- sözleri yanlış kaleme alacağını düşünemedim. O halde durumu açıklayan iki seçenek vardı ya kaynak kişi İbrahim Emici yanlış söylemiş idi ya da türkü dinlenirken sözler yeterince çözümlenememiş ve yanlış anlaşılmış idi.
Sözleri incelemeye geçmeden önce isterseniz sözlere kaynaklık etmiş Hekimhanlı Esiri’yi ve kaynak kişi İbrahim Emici’yi kısaca tanıyalım ardından notada geçen bazı sözlerin anlamlarını açıklamaya çalışalım.
Esiri'nin asıl adı Mehmet'tir. Babası Kasım Ağa, Malatya ili, Hekimhan ilçesi Hasançelebi Bucağı’na bağlı Basak Köyü halkından olup 18. yüzyılda yörenin en ünlü aşıklarından biri olarak bilinen Baboğ Dede'nin dördüncü oğludur. Kasım Ağa, Baboğ Dede'nin vefatından sonra kardeşlerinden ayrılarak Basak Köyü yakınlarında bulunan Güvenç Köyü’ne yerleşmiştir.
Mehmet 1259’da (miladi 1843) ailenin üçüncü çocuğu olarak Güvenç Köyü’nde dünyaya gelmiştir. Köyde okuma yazma öğrenip günlerini çobanlık yaparak geçiren Mehmet, dedesi Aşık Baboğ gibi iyi saz çalar, usta malı şiirlerin yanında kendi deyişlerini de söylemeye başlayarak yakın çevresinde “Aşık Mehmet” olarak adını duyurur. Mehmet 20 yaşına geldiği zaman artık kabuğuna sığmaz olur ve bir gün kardeşlerine "Benim özümde muhabbet coş eyledi. Ben Hacı Bektaş'ta Feyzullah Çelebi'yi ziyarete gideceğim" diyerek köyünü terk edip Hacı Bektaş'a gider. Feyzullah Çelebi'den manevi himmet alarak aşıklığını beyan eder. Aşığın sazını ve sözünü dinleyen Feyzullah Çelebi "Söyle Esiri'm sakla sırrımı" deyince artık şiirlerinde “Esiri” mahlasını kullanmaya başlar. Gelenekselliğin üzerine iyi bir eğitim alarak ham iken pişen Esiri, Alevi-Bektaşi geleneğinin en önemli ozanlarından biri haline gelir. Güvenç Köyü’nde evlenen Esiri, ileri yaşına rağmen köyünü terk ederek çocuklarıyla yine Hekimhan 'ın merkez köylerinden Çulhalı Köyü’ne yerleşir. 1329 (miladi 1913) yılında, 70 yaşındayken Çulhalı Köyü’nde vefat eder ve bu köyde defnedilir. (Türkü sitesi)
Gelelim kaynak kişi İbrahim Emici’ye. Geçenlerde karşılaştığım ve “Gel Ey Gönül Mülk Edinme Bu Dehri” türküsü üzerine görüş alışverişinde bulunduğum İbrahim Emici türküyü ve kendisini kısaca şöyle tanıttı: Kendi kaynağımdan alınan sözler aynen şöyle;
“´Gel ey gönül mülk edinme bu dehri´, Esiri Baba’nın sözleri. Müziğini ben 1975 yılında mahalli sanatçı olarak TRT’ye verdim. 1980 yılında hastalandım, astıma yakalandım. 1995 yılına kadar müzik ortamına giremedim. 1995 yılından itibaren de yavaş yavaş çalışmalara başladım. Hekimhan’ın Başkınık Köyü’nde doğdum. Babamın adı Ali. İlkokulu köyümde okudum. Sazı, Basak Köyü’nden kör Ahmet Dede’den öğrendim. Basak Köyü ile bizim köyün arası bir buçuk saat çekmekte idi. Sazı orada akort yaptırıyordum, bizim köye geliyordum ki sazın akordu bozulmuş. Sazı öğrenmek için çok zahmet çektim. Ben aleviyim ve alevi zâkiriyim, çevre köylerde ve cem evlerinde zâkirlik yaptım, halen de zakirlik yapmaktayım. Halk ozanıyım, halen de elimden geldiğince müzikle uğraşmaktayım. Memleketimizin müziğine hizmet etmeye çalışıyorum. Daha ziyade deyiş ağırlıklı türküler okumaktayım.”
Türkünün sözlerini incelemeye geçmeden önce yukarıda bahsettiğim iki aşığın yaşadıkları yerlere dikkatinizi çekmek istiyorum. Esiri, Malatya’nın Hekimhan İlçesi’nin Basak Köyü’nde doğmuş, uzun süre o köyde yaşamıştır. İbrahim Emici ise Hekimhan’a bağlı Başkınık Köyü’nde doğmuş ise de Basak köyünde saz eğitimi almıştır. İbrahim Emici Malatya halk müziği aşıklarından olup, geleneksel halk müziğinin yeni kuşak temsilcilerindendir. Halen Ankara’da yaşamaktadır. Aşıklar ve geleneksel müziği icra edenler söz ve icra tarzında hemen hemen hiç hata yapmazlar. Çünkü; bu müzik ve felsefe Ahmet Yesevi’den başlayarak değişik varyantlarla da olsa günümüze dek süregelmiştir ve devam edecektir.
Bahsettiğim görüşme sırasında İbrahim Emici’ye “Gel Ey Gönül Mülk Edinme Bu Dehri” isimli türkünün sözlerinin bazı anlamsızlıkları içerdiğini söyledim. O da bunu doğruladı ve türküyü şu şekilde okudu:
Gel ey gönül mülk edinme bu dehri
Eli göçmüş ıssız ğana dönersin ömrüm ömrüm -saz-
Bal deyi sunarlar akıbet zehri
Tacı tahtı bimekana dönersin ömrüm ömrüm divane -saz-
Tacı tahtı bimekana dönersin (ömrüm)6 kibarım
Tacı tahtı bimekana dönersin
Gönül gönül divane gönül
Verme iradeyi nefsin eline
Salmaz seni Hak’kın doğru yoluna ömrüm ömrüm -saz-
Ecel yeli değer ömrün bağına
Pençe yemiş aşiyana dönersin ömrüm ömrüm divane -saz-
Pençe yemiş aşiyana dönersin (ömrüm)6 kibarım
Pençe yemiş aşiyana dönersin
Gönül gönül divane gönül
Bu felek nicesin eyledi berbat
Gelip geçenlerden almadın mı irşad ömrüm ömrüm -saz-
Neyidi Cihana gelmekte murat
Esiri der la mekana dönersin ömrüm ömrüm divane-saz-
Esiri der la mekana dönersin (ömrüm)6 kibarım
Gönül gönül divane gönül
Görüldüğü üzere kaynak kişi olan İbrahim Emici’nin aktardığı sözler ile TRT repertuarındaki sözler çok farklıdır.İbrahim Emici’nin türkü sözleri ile Esirinin sözleri çok az fark içermektedir. Ancak; İki aşığın sözleri de TRT deki sözlerin anlamsızlığını içermemektedir. Esiri’nin sözlerini yazıda fazla karışıklık olmaması için buraya almadım.
Kaynak kişinin sözleri nakletmede asıl sözlerden bazen uzaklaşmaları halk müziğinde sık rastlanan olaylardandır. Ancak, kaynak kişinin icrasının çok önemli olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim.
Şimdi, TRT repertuarındaki sözlerin anlamlarını irdeleyip ardından türkü sözündeki çelişkilere daha yakından bir göz atalım.
El: Orada yaşayanlar, yabancılar
Dehr: Dünya, zaman, devir.
Hüsn: Güzellik, iyilik, olgunluk.
Akibet: Sonuç, sonunda.
Bi mekan: Yersiz yurtsuz, mekansız.
İrade: Doğru olanı yapabilme gücü.
Pey: Bir sözleşmede taraflardan birinin sözleşmeden caymayacağını bildirmek amacı ile karşı tarafa önceden verdiği para veya paylama.
Aşiyan: Ev, mesken, kuş yuvası.
İrşat: Allah’ı kullara, kulları da Allah’a sevdirmektir. Aydınlanmak, hak ve hakikate, iyiye doğruya tercüman olmaktır.
La mekan: Tasavvufi anlamda mekandan arınma, ezeli ve ebedi olma anlamını taşımakla birlikte sözcük olarak da yerin ve yurdun olmamasını ifade eder.
TRT repertuarındaki türkünün ikinci cümlesindeki “eli göçmüş hüsn insana dönersin” kısmında “hüsn insan” öbeği hiç yerine oturmamıştır. Esası “hüsn insan” yerine “Issız ğana dönersin” olmalıdır. Yani “ıssız han” denilmelidir. Ancak Han kelimesindeki “H” harfi Malatya şivesinde genizden söylenerek “Ğ” biçiminde çıkarılmaktadır. “Verme yine peyi nefsin eline” kısmı da yanlıştır. “Verme iradeyi” veya “iradeni” olması gerekir. “Pençe yemiş” yerine Esiri “peçeğ uçmuş” şeklinde kullanmıştır. Peçeğ’in bir çeşit kuş türü olduğu tahmin edilmektedir. Yöresel tarzda ve Arapça ve Farsça dillerinde “peçeğ” kelimesi kullanılmamaktadır. Esiri`nin eseri çözümlenir iken bu söz yanlış olarak günümüze aktarılmış olabilir. Kaynak kişi de “pençe yemiş” diye o kısmı okumuştur. “Hiç gelip geçenden almadım irşat” öbeği de bence yanlıştır. Çünkü eserin, baştan itibaren okunurken ermiş bir kimsenin nasihatını içermekte olduğu anlaşılmaktadır. Esas sözün, “hiç gelip geçenden almadın mı irşat” veya “hiç gelip geçenden olmadın mı irşat” şeklinde olması iktiza eder.
Eseri notaya alan Can Etili Türk halk müziğinde çok yüksek noktalara çıkmış profesörlük mertebesine ulaşmış değerli bir müzisyendir. Halk müziğine büyük emekler katmıştır. Ancak şunu da belirtmekte fayda ummaktayım ki türkü sözlerinin, özellikle TRT repertuarına giren sözlerin, yanlış olarak aktarılmasına da gönlüm razı olmamaktadır. Gençlerimiz ve sanatçılarımız bu türküyü yorumlarken TRT’ye göre okuduklarından dolayı yanlış devam etmektedir. Aynı yöre sanatçısı olan Muharrem Temiz işin farkına vararak türkünün sözlerini Hekimhanlı Esiri`ye uygun okumuştur. Ancak kaynak kişinin okuduğu sözler bence çok önemlidir ve türkünün sözlerinin kaynak kişiye göre okunması icap eder. Bu çerçevede kaynak kişi İbrahim Emici`nin benimsediği sözleri yukarıya aktardım.
Allah`a şükür İbrahim Emici de Can Etili de sağdır. Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumumuzun harekete geçerek türküdeki yanlışlıkların düzeltilmesi en büyük dileğimdir. 23 Nisan 2009 / Ankara |