AB KRİZİ VE TÜRKİYE -2 (SON)
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, "Umuyoruz ki Avrupa'da doğru kararlar alınır. Umuyoruz ki ABD'de bu borçlanma limitiyle ilgili siyasi sorun aşılır. Bunlar çözülürse sorun yok, ama sorunlar çözülemediği takdirde de olumsuz senaryolara da hazır olmamız gerekir" dedi. Yani bu demek oluyor ki; kriz kapıda ve herkes hazırlıklı olsun.
İşe, Türkiye’yi kısaca analiz ederek başlayalım. Aslında Yunanistan, İrlanda ve Portekiz’den çok da farklı değil durumumuz. Ülke ekonomisindeki dışarıdan gelen sıcak para ile bütçe dengede tutuluyor. Cari açık ve işsizlik (gizlenmek istenilse bile) engellenemiyor. Ekonomide ortaya çıkan durgunluğu da buna ekleyecek olursak; gizli bir enflasyon da yok değil. Malum stagflasyona düşmememizin sebebi ise, dışarıdan gelen sıcak para. Dolayısıyla bastırılmış olarak bizi bekleyen işsizlik, enflasyon ve mali kriz söz konusu. Olası bir kriz senaryosunda bu coğrafyada başımızın ağrıyacağı kesin. Zaten ABD yada AB üşüyecek olsa biz hapşırıyoruz.
Biraz daha ayrıntılı bakacak olursak; AB’de ortaya çıkan Kuzey-Güney çatışmasının bir benzeri, Türkiye’de doğu-batı çatışmasına benzer bir durumda. Maalesef teröre müdahale konusunda Sevr Antlaşması (madde 62-64) sebebiyle rahat hareket edemiyoruz. (ABD Meclisi, Türkiye’yi hala bu antlaşmayla tanıyor!) Yatırımların ne zaman kendini göstereceği ise bilinmiyor. Umarım bu durum bir an evvel düzelir. Çünkü o bölgedeki karışıklık ülke ekonomisinin sırtında yıllardır süregelen bir kambur durumunda. Krize karşı alınabilecek önlemlerin önündeki en büyük yük/engel Doğu’daki karışık durumdan kaynaklanıyor.
Bir diğer önemli etmen ise; Türkiye Ekonomisi’nde son yıllarda ortaya çıkan cari açık meselesidir. Türkiye’nin iç ticaret dinamikleri durma noktasındadır. Yani ülke içi ticaret hacmi genişleyemediği yada gerilemesi durdurulamadığı için sürekli cari açık veriyor. Cari açığı gidermek, ticaret hacmini genişletebilmek için KOBİ’lere gerekli teşvik ve destekler verilemiyor. Yada yapılanlar yeterli gelmiyor. Bunun da başlıca iki sebebi var: 1-AVM’ler 2-Faal bile olsa, fabrikaların kapanması sebebiyle ortaya çıkan tüketici toplum. Dikkat ederseniz herkes devlet memuru olmak için yoğun bir çaba sarfediyor. Bunun da sebebi ticaretin geleceğinin karanlık olması. Malum kapitalist hareket eden bir ülke de herkesin devlet memuru olmaya çalışması, bu durumun ne kadar içler acısı olduğunu ortaya koyuyor.
Emlak sektörü, kendi suni zenginini yaratıyor ama İrlanda’da oluşan emlak krizine benzer bir durum, en iyi ihtimalle 5-10 seneye karşımıza çıkacaktır. Bankacılık sektörü korunmaktan kollanmaya doğru bir gidişat içerisinde. Yoksa bu kadar sermaye artışı yapamazlardı. Hatırlarsanız bundan 8-10 sene önce hepsi canını zor kurtarmıştı krizden. Nasıl oluyor da bu kadar kısa sürede bu denli bir sermaye artışı söz konusu anlaşılabilir değil! Topyekün tefeci olmazsak iyi…
Diyelim ki kriz Türkiye’de baş gösterdi. Alınacak önlemler için Yunanistan, İrlanda ve Portekiz tecrübe edilebilir mi? Bu üç ülkenin almış olduğu önlemlere bakacak olursak; Yunanistan, alkol, sigara ve akaryakıta zam, daha sonrasında KDV oranında artış ve kamu çalışanlarının ücretlerinde indirime gidilmesi öngörülmüştür. Fakat bu uygulama başarısızlıkla sonuçlanmıştır. (Alkol, sigara ve akaryakıta yapılan zamlar, gizli krizin ülkemizde de mevcut olduğunun göstergesidir.) İrlanda’da ise; banklar tarafından verilen emlak kredilerinin geri dönüşlerinin olmaması sebebiyle ortaya çıkan krizde önlem olarak, tasarruf tedbirleri alınmıştır. (Aynı şekilde ülkemizde de emlak kredisi alan vatandaşlarımız da bir hayli fazladır.) Ve son olarak Portekiz’de ise; krize önlem olarak, sağlık, eğitim ve yerel yönetimlerin bütçesi kısıtlanmıştır.(Sağlık harcamaları ülkemizde de kısıtlanma yolundadır.)
Sonuç olarak AB, bu üç ülkenin almış olduğu önlemleri başarısız bulmuş ve bir dizi önlem almıştır. Bu üç ülkenin düştüğü hataya biz düşmeyelim. Yani eğitim ve sağlık harcamalarını kısıtlamak, bankalara gereğinden fazla destek vermek ve KOBİ’leri önemsememek maalesef ülke ekonomisine zarar vermektedir. Kriz kapımıza dayanmadan SGK primlerini düşürmek, vergi indirimlerine gitmek başlıca önlemler olarak bizi beklemektedir. Bu üç ülkenin yanında AB vardır. Ya bizim?
Yararlanılan Kaynaklar:
1-www.euractiv.com.tr (Gökşen Çalışkan’ın yazısı)
2-www.odatv.com
3-www.turkcebilgi.com
4-T.C. Başbakanlık AB Genel Sekreterliği Ekonomik ve Mali politikalar Başkanlığı Işıl DEĞERLİ ve Onur ÖRS’ün hazırlamış olduğu “Euro Rekabet Paktı” yazısı (pdf formatında) |