Nasıl Politikacı İstiyoruz?
Aşağıdaki yazı 21 Eylül 1994 tarihli Yorum gazetesinde yayınlanmıştır.
Seçimlerin gürültü patırtı içinde yürütüldüğü şu günlerde bir kez daha yayınlanması yerinde olacaktır.
X x x
Ülkemizde, politika açısından hem genel düzeyde, hem yerel düzeyde tam bir kısırlık, üretimsizlik, hatta kokuşmuşluk, şaşkınlık, yozlaşmışlık göze çarpmaktadır.
Politik arenada hep eski, bayatlamış türküleri, gene o eski artık bıkıp usandığımız ağızla tekrarlayan, somutta hiçbir gelişme ve ilerlemenin sağlanamayacağı lafları geveliyen insanlar var.
Televizyon kanalarından da yararlanarak doğrusu iyi şov yapıyorlar.
Bu durum ülkemizi açmazlardan kurtaramaz.
Çağdaş, gerçekçi, doğru, yaşama geçmesi olanaklı, yaşama geçtiğinde ülke ve halk için yararlı fikir ve görüşler ileri sürerek çözümler üreten, ürettiği çözümleri bilimsel kanıtlara dayalı olarak temellendirebilen, halkın ve ülkenin içinde bulunduğu koşulları gerçekçi bakış açıları ile değerlendirerek toplumumuzun ve insanımızın sosyal, ekonomik, kültürel ve moral düzeyini yükseltecek, geri kalmışlığımızı hızla ortadan kaldıracak, bilincimize, dünya görüşümüze, duygu ve düşüncelerimize yön ve özgür ufuklar açabilecek, böyle olunca da halkın coşku ve umutla kucaklayabileceği bir partiye, yeterli bir lidere, büyük çaplı bir politik devrime o kadar muhtacaz ki...
Ortada böyle bir oluşum göze çarpmadığı içindir ki halk dinsel ve ulusal duyguları, ön yargıları, koşullanmışlıkları basamak yaparak politika yapan bazı odaklara eğilim gösterir hale gelmiştir. Kuşkusuz bu ise ülke yararına değil, ülke zararına oluşumlara yol açabilecek bir yöneliş demektir.
Açıkça görülüyor ki Türkiye'nin politik yaşamında bir kısırlaşma, iflas dönemi yaşanmaktadır.
Ancak İflas eden politika, politika bilimi, politik eylemin özü değil, kullandıkları, seçimi kazanmak için başvurdukları yol ve yordamın niteliğinin de ortaya koyduğu gibi yetersizlikleri besbelli kötü politikacılardır.
Artık ülkemizde bu tür politikacılara dur demenin zamanı gelmiştir. Bunun için de aydın, yurtsever, demokrat, dürüst kişilerin mutlaka politika alanında daha etkin çabalar içine girmeleri gerekir.
Politikayı tam bir özveri ile yapan, bilim ve bilgi ile donanmış, tunç gibi serî ahlak ve karakter yapısıyla olumsuz hiçbir şeyden etkilenmeyen, doğruluk ve dürüstlükten ödün vermeyen, ülke ve halk yarama çözümler için ömür boyu didinen politikacılara ihtiyacımız var.
Politikayı sadece bir yere seçilmek için değil, ülkemiz yararına olduğuna inandığımız çözümlerin yaşama geçmesini sağlamak için yapmalıyız.
Konuyu biraz somutlaştırmakta yarar var.
1993 Mart ayında bir yerel seçim yaşadık. Karşımıza yedi sekiz tane Belediye Başkanı adayı çıktı. Hepsi de mangalda kül bırakmayarak günlerce konuştular. Tümü de Malatya'yı, kentimizi kurtaracak gücün ve bilginin kendisinde olduğunu İleri sürdü. Seçimler bitti.
Peki, seçimler bittikten sonra diğer adaylar ne oldu? Hani seçimden önce kenti kurtaracak reçetenin kendilerinde olduğunu söylüyorlardı. Niye çıkarmıyorlar ortaya bu reçeteyi şimdi? Kente hizmet için mutlaka seçilmek mi gerekir? Sözle, yazı ile doğruları dile getirmek, yanlışları eleştirmek fena mı olur ?
işin garibi seçimden sonra sesi sedası kesilen adayların partileri de kentsel ve yerel konularda hiç konuşmuyorlar. Halbuki bugünkü yerel yönetim gümbür gümbür karşı çıkılmasını gerektiren öyle yanlışlar yapıyor ki...
Kurtuluşun yolu çaplı ve kocaman yürekli politikacıdan geçer.
Yok değil böyle politikacı. |