Künye - Haber Arşivi  - Resmi İlanlar- RSS - İletişim - Giriş Sayfam Yap - Sık Kullanılanlara Ekle

19 Mayıs 2012 Cumartesi

Arama

 


 » Ana Sayfa
 » Asayiş
 » Eğitim
 » Ekonomi
 » Kent
 » Kültür & Sanat
 » Politika
 » Sağlık
 » Spor
 » Teknoloji
 » Türkiye

Menu

 » Künye

Hava Durumu

MALATYA

Çok Okunanlar

» Kanalboyu çabuk bitirilecek
» Kayısı sorunları bakanlıkta
» Sokağa sebze ektiler
» Aile'de güven ortamı sağlanmalı
» ŞEHİTLER UNUTULMADI
» Koreliler Darende'yi sevdi
» İtalyan gençlerden ziyaret
» Tel Kırma Kursu sona erdi
» Battalgazi'de gençlik yürüyüşü
» TURKCELL yatırımda kararlı

Hikmet Doğan
hdogan@gazi.edu.tr

 

Gelin dostlar bir olalım

15.09.2010  

GELİN DOSTLAR BİR OLALIM

Bir sohbet sırasında, Necip Fazıl’a Faslı birisi, Fransızca olarak; “Asırlarca siz Osmanlılar bizleri sömürdünüz” der ve Üstat da Fransızca olarak; “Haklısınız, onun için bana Türkçe olarak sordun!” deyince Faslı cevap bulamaz.

Yine Abdülhamit Han, hal edilip Beylerbeyi Sarayı’nda esir hayatı sürerken, Üsküdar’dan zamanın nümayişçi gençlerinin; “Hürriyet isteriz!” sesleri gelmektedir.  Huzurda görüşme yapmak üzere bulunan bir İtalyan hanım gazeteci, Han’a sorar; “Size hürriyet düşmanı diyorlar doğru mu?..” Abdülhamit Han, beklemeden cevap verir; “Şu; hürriyet istiyoruz, diye bağıranlar; hürriyetin ne demek olduğunu benim mekteplerimde öğrenmişlerdir!”.

***

İşte bütün mesele budur…  Kürt kökenli olduklarını iddia eden birileri; bin yıldır egemen güç olan Türkler’in kendilerine baskı yaptığını iddia ediyorlar, ama halen, ana dillerinin Kürtçe olmasına rağmen, resmi dairelerde neden Kürtçe konuşamadıklarını ve okullarda neden Kürtçe eğitim göremediklerini soruyorlar!..

Bugün Kürtçe konuşmanın yasak olduğu bir kurum var mı? Hatta devlet eliyle Kürtçe yayın yapan televizyon bile kurulmuştur. Ama bazı kişiler gerilere takılıp kalmışlardır. Eskide yapılan bazı hataları, bugün de varmış gibi, her vasatta gündeme getirmenin kime faydası olabilir ki! Bu hataları bazı aklıevveller yapmışlardır, bu doğru…

Bu memlekette ne hatalar yapılmadı ki, keyfi yere, halkın %70 ‘inin sevdiği başbakan ve bakanlar bile asılmıştır… Eğer bu, “hata” olarak kabul edilmeseydi; yıllar sonra kemikleri İmralı‘dan toplanarak devlet töreni ile İstanbul Topkapı’ya defnedilmezlerdi.

Bu memlekette Türk halk müziği dışlanmış ve radyolardan okunması da yasaklanmıştır, ta ki 1974 yılına kadar.

Bu memlekette, hatta her vesile ile “% 100’ünün Müslüman olarak ifade edilmesine rağmen, Müslümanların yegâne kitabı olan Kuran’ı okuyanlar karakollarda işkenceler görmüştür…

Bu memlekette “150 Harbiyeli öldürülerek, hayvanat bahçesindeki hayvanlara yedirdiler” fısıltısı yayılarak, ihtilale zemin hazırlanmıştır.

Bu memlekette, halkın % 100 anladığı dil; “Arapça kökenli” diyerek beğenilmeyip, “Güneş Dil Teorisi” adına Türkçe yasaklanmış ve Türk Dil Kurumu’nun başına, memlekette Türk kalmamış gibi; Agop Dilaçar adında bir Ermeni kökenli vatandaş getirilmiştir.

Bu memlekette daha ne çarpık işler olmamıştır ki!...

Ama bugün, dağa çıkmak ve kardeşi kardeşe kırdırtmak yerine, sabır ve mücadele ile bunların hepsi aşılmıştır…

***

Bu gün; kendilerine akıl veren, Kürdoloji Enstitüleri kuran ağa babalarına bir sorsalar ya; hangisi İngilizcenin, Almancanın ve Fransızcanın dışındaki bir dille eğitim veriyor ve kamu kuruluşlarında, resmi ilişkilerde, resmi dilin haricinde, hangi dilin konuşulmasına müsaade ediyorlar?!..

En belirgini ve en büyüğü olan Amerika Birleşik Devletleri bilindiği gibi; çeşitli etnisitelerden oluşmaktadır. Bu farklı kökenli toplulukların farklı da anadilleri vardır. Bu topluluklar eğitim dışındaki faaliyetlerini kendi anadillerinde yaparlarken, bütün Amerika’da eğitim ve resmi dil sadece İngilizcedir, beyler!.. Zaten 250 milyon civarındaki nüfusu ve çeşitli ırk ve etnisitelerden oluşan bu insan topluluğunu bir arada tutan yegâne şey de kullandıkları ortak dil İngilizcedir. Bir millet olmak için bundan daha tabii ne olabilir ki!..

Diğer taraftan, işte Fas’ın durumu göz önünde; yüzyıllardır Osmanlı’ya tabii kalıyor, dili dâhil olmak üzere, hiçbir gelenek ve kültüründe değişme olmazken, beş-on yıllık Fransız istilasında, resmi dili ve kültürü Fransızlaşıyor ve yine de kalkıp; “Siz Osmanlılar bizi sömürdünüz!” deyiveriyorlar.

Çünkü; Faslı’nın kafasına da virüs girmiş, yıllarca bu fikir zerk edilmiş, düşünmesine bile fırsat verilmemiştir..

***

Yine, bizim taşeron Kürtçüler(!); kendilerine ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapıldığını söylüyorlar, ama Türkiye’nin gözde sanatçılarının, en az % 80’i, zenginlerinin ve siyasetçilerinin % 70’i Kürt ya da Doğu kökenli vatandaşlarımızdan oluşmaktadır.

Sahil şeritlerine gidin, yazlık villaların yarıdan çoğu Kürt kökenli vatandaşlarımıza aittir.. Onun için, şu İmralı’da hayat garantisi altında yaşayan Öcalan boşuna mı; “Bölünüp de, Didim’i, Bodrum’u, Çeşme’yi … size mi bırakacağız!” diye soruyor!..

***

Peki ya; Abdülhamit Han’ın dediği gibi; madem ikinci sınıf vatandaş muamelesi görüyorlar da bunlara; özgürlüğü, özerkliği, parlamentoyu, siyaseti kim öğretti?.. Bunca Kürt kökenli bakan, avukat, doktor, mühendis, öğretmen, sanatçı, müteahhit, iş adamı hangi okullarda yetiştiler?.. Bir şekilde, ağa babalarının yanına gidip; “Kürdistan’dan geliyorum!” diyenlere, Türk pasaportlarını kim verdi?

***

Dürüst olalım, “ikinci sınıf vatandaş muamelesi görüyoruz.” diyen Kürt kökenli vatandaşlarımız, yönlerini bir de, yıllardır kendilerini işleyerek(!) bu hale getiren İngilizlerin sömürgelerine baksınlar; bir milyarın üzerindeki Hindistan’a dillerini (yani İngilizceyi) öğretmekten başka, tabii zenginliklerini sömürmekten başka ne yapmışlardır?

Hatta kırklı yıllarda, iş yapamasınlar hep kendilerine muhtaç kalsınlar ve o, meşhur Hint Kumaşı’nı üretemesinler diye Hintli işçilerin başparmaklarını bile kestirmişlerdir...  Sonunda “Hint Kumaşı” “İngiliz Kumaşı” oluvermiştir.

***

Sevgili Kürt dostlarım; başınızı avuçlarınızın arasına alın ve sakin kafayla bir düşünün bakalım!.. Göreceksiniz ki; bunlar, sizi kullandıkları müddetçe dostsunuz, menfaati olduğu müddetçe arkadaşınızdırlar ve yanınızdadırlar.. Çünkü savaş, hep benim coğrafyamda olmuştur ve olmaktadır. İngiliz adasında hiç savaş oldu mu? 2011 yılına yaklaştığımız şu günlerde; Ülkesi tahrip olan, canına kıyılan hep ben ve benim insanım. Onların tuzları hep kurudur, nedense!... 

Ayrıca yıllardır, hatta asırlardır; Afrika’dakilere kölelikten başka ne öğretmiştir bu Batılı dostlarımız?!..

***

Kürdoloji Enstitüleri” kurarak, Kürt dostlarımızın beyinlerini yıkayıp, “Doğumuzda kendilerine muhtaç, peyk bir “Kürt Devleti” kurmak yerine, madem Kürleri çok seviyorlar, gelsinler suyu olmayan iki Kürt köyünün suyunu getirsinler, yolunu, okulunu yapsınlar!..

Bir zamanlar moda olmuştu; İstanbul’a, Ankara’ya uğramadan, doğrudan Diyarbakır’a gidiyorlardı da, (rahmetli Ayvaz GÖKDEMİR dışında) bir Allah’ın kulu çıkıp da; “sizin burada ne işiniz var?” diye sormuyordu.

İşte sonuç bu!.. “Bin yıldır beraberiz, etle tırnak gibiyiz” dediğimiz insanlar bizi, düşman gibi görmeye başladılar.. Oysa doğu’da, onlara kötülük yapan kişiler ve zihniyetler bir fazlasını bize de, yani Türk kökenlilere de yapmışlardır.

***

“Kürler” demiyorum, “Kürtçülük” yapan ve “Kürtçülükten geçinen” birileri birlikte mücadele vererek, adam gibi yaşama vasatı sağlamak, hayat standardını birlikte yükseltmek yerine, Türk ve Türkiye düşmanlığı yapmayı yeğlemektedirler. Oysa onları bu hale getiren Batılı dostları(!), Hrant DİNK’in de dediği gibi, işleri bitince yıllarca kullandıkları Ermeni vatandaşlarımıza nasıl yaptılarsa, Kürtçülük yapanları da aynı şekilde, sümüklerini sildikleri bez parçası gibi kaldırıp atacaklardır...

***

Şimdilerde de “Diline sahip çık kampanyaları” başlatarak, okulları boykot edeceklermiş… İşte bu; Kürt kökenli çocuklara yapılacak en büyük kötülük ve ihanettir!

Diyelim ki; İlköğretimi Kürtçe yaptınız, hadi diyelim Liseyi de Kürtçe yaptınız; bu çocukları hangi üniversitede okutacaksınız ve hangi Kürtçe bilimsel araştırmaları yaptıracaksınız? Kürtçe yazılmış kaç tane bilimsel kitabınız var?..

Kaldı ki elin oğlu bir zamanlar (üniversitelerin başındaki adam) Adriyatik’den Çin Seddi’ne kadar (biraz lehçe farklılıkları ile birlikte) konuşulan Türkçe için bile; “Türkçe bilim dili olamaz!” gibi, mesnetsiz, tutarsız laflar etmişti. Şimdi siz, Kürtçe ile nasıl bilim yapacaksınız? Hadi onu da hallettiniz diyelim, Kürtçeden başka dil bilmeyen bu çocukları nerede istihdam edeceksiniz? “Efendim Kürtlerin çoğunlukta olduğu yerlerde!” Neresi bunlar? Malum vilayetler!.. 

İşte buna “Bal gibi ırkçılık” denir.

Yazık değil mi bu çocuklara! Ne hakkınız var, Muşlu Rojda’nın, Iğdırlı Ebru’nun, Ağrılı Dilşah’ın ufuklarını karartmaya ve coğrafyalarını daraltmaya!?

İşte bu; günah ve kendi soyuna yapılan en büyük kötülük ve ihanettir.

Batılı emperyalist dostlarınızın(!) umurunda mı? Sizin çağ dışı şartlarda, dar bölgelere sıkışarak yaşamanız? Onlar kendi çıkarlarına bakarlar. Çıkarları bittiği gün, sen de bitersin ve seni tanımazlar bile!

 

Bu Yazı 2065 Kere Okundu

Yazdır


 abdullah birinci Tarafından 12.02.2011 23:59:04  Tarihinde yazılmıştır.

[4770]  

hz ali oğlu m.hanefinin mezarı Bayburt,ta. geniş bilgi:bayburt medya.inter nt.
 gülöğ Tarafından 01.10.2010 17:14:47  Tarihinde yazılmıştır.

[4472]  

SİZ isterseniz şerati bile getiirsiniz diyerek türkçe ibadetin önünü kesen, oy uğruna ağaların ve şeylerin elini öperek T.C. kanunlarını elazığdan ötede hükümsüz kılan bu günkü pkk nın töremesine sebep olan sizin o dediğiniz asılanlardır. Elbette asılmaları hatadır! Eğer bu millet kuranı anlasaydı bugün ABD sevyesinde olurdu! Eğer bu millet Kuranı anlasaydı yetimin hakkını yiyip,komşusuna hakaret edip, yola tecavüz edip sonra camiye varıp maun suresini zamı sure olarak okumazdı!!! Kürtler için yazdığınıza katılmamak mümkün değil. Saygılarımla...

 Yorum Ekleyin
 Adınız Soyadınız :

Güvenlik Kodu: Güvenlik Kodunuz: 821886

Bugünkü Gazetemiz

Bugünün Gazetesi Henüz Yüklenmedi
19.05.2012



Anket

Aktif Anket Bulunamadı

Yazarlar

   Kudret Erdem
EĞİTİMLE UĞRAŞMAYIN
   Kemal Deniz
ŞAİR ve ŞİİR
   Mehmet Şükrü Baş
19 MAYISI ANLAMAK VE ATATÜRK’Ü TANIMAK
   Hadi Önal
MADDE BAĞIMLILIĞI VE ÇOCUKLARIMIZ
   Esra Altaş
HAYATI YAŞAMAK AMA NASIL?
   Arzu Keleş
NEDİR SONBAHAR?
   M.Hayrettin Abacı
Nasıl Politikacı İstiyoruz?
   Asım Demirkök
Dalga dalga kente ulaşmak
   Saliha Akkuş
Vücudumuz konuşuyor
   Danış Çoban
ADRESE TESLİM
   Ayşe Benek Kaya
ÇİÇEKLERE
   Nurettin Gür
AHMET ŞENTÜRK’Ü RAHMETLE ANIYORUZ
   Süleyman Özerol
ANKARA'DA TANIDIĞIM SANATÇILAR
   Osman Kaya
ALIŞAMADIK
   Ahmet Turan Eseoğlu
OKUYAN ÖZGÜRDÜR

Her Hakkı Saklıdır © Malatya Hakimiyet Gazetesi
http://www.malatyahakimiyet.com
Yazılım: ercans@gmail.com 0,11