Künye - Haber Arşivi  - Resmi İlanlar- RSS - İletişim - Giriş Sayfam Yap - Sık Kullanılanlara Ekle

19 Mayıs 2012 Cumartesi

Arama

 


 » Ana Sayfa
 » Asayiş
 » Eğitim
 » Ekonomi
 » Kent
 » Kültür & Sanat
 » Politika
 » Sağlık
 » Spor
 » Teknoloji
 » Türkiye

Menu

 » Künye

Hava Durumu

MALATYA

Çok Okunanlar

» Kanalboyu çabuk bitirilecek
» Kayısı sorunları bakanlıkta
» Sokağa sebze ektiler
» Aile'de güven ortamı sağlanmalı
» ŞEHİTLER UNUTULMADI
» Koreliler Darende'yi sevdi
» İtalyan gençlerden ziyaret
» Tel Kırma Kursu sona erdi
» Battalgazi'de gençlik yürüyüşü
» TURKCELL yatırımda kararlı

Bayram Akdemir

 

Unutulmak acı verir

14.04.2010  

UNUTULMAK ACI VERİR GAZİLERİMİZE

 

 

       Ülkemizde gazilik denilince, Gaziler için sadece “Kahramanlar” demekle bu güzide insanları toplumumuzun kavramaları onları anlayabilmeleri mümkün olmamaktadır.

       Bir ülkenin kurulmasında, korunmasında “gazilerin“ sergilediği duruşu toplumumuz algılamak durumunda olmalıdır. Gazilerimizi hatırlarken onların içinde bulundukları koşulları herkesin bilmesi gerekmektedir. Anayasanın 61. maddesinde “devlet gazilere yaraşır bir hayat seviyesini sağlayacağını taahhüt eder”, diye belirtilmiş. Fakat gazilerimize baktığımızda ortaya çıkan tabloda yapılanların yeterli düzeyde olmadığını görmekteyiz.

        Gazilik bir ruhtur. Başkalarının iyiliği için fedakârlık etmek, başkaları için yaşamaktır. Gazilik savaşın canlı tanığıdır. Vatanı, sevdikleri güvende olsun diye kurşunlara göğsünü siper eden gazinin, vatanı onu unuttuğunu hissedince, ihanete uğramış hisseder kendisini.

        “İstiklal Madalyası” yasa tasarısı tartışıldığı dönemde ilginç bir gelişme yaşanmıştı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının üzerinden altı ay sonra Saruhan Milletvekili Mustafa Necati Bey, milli hükümetin tek nişanı olarak verilecek bir “İstiklal Madalyası” kanunu önermişti. Meclisin çoğu üyeleri öneriye karşı çıkmıştı. Bu itirazlardan bazıları şöyleydi; “ Vatani hizmetler madalya için yapılmaz”. “Mebusların işi gücü bitti de madalya tevzine mi kaldı?”,”İstiklal Madalyası diyorsunuz ama hamd olsun istiklalimiz yerindedir” dediklerinde Meclis kürsüsüne çıkan Denizli Mebusu Mazhar Müfit Bey şunları söylemişti;”Herkes vatanı kurtarmayla meşguldür, ama herkesin yaptığı hizmet aynı değildir. Yanımdaki kahramanca dövüşür, hayatını tehlikeye koyar, bende onun yanında namus belası ya da korkudan atarım. Şu halde ikimizin hizmeti bir midir?. O adama madalya vermeyelim de ne verelim?”. Konuşmaların ardından İstiklal Madalyası kanunu 35 aleyhte,89 lehte oyla kabul edilir.

         Sevgili okuyucularım, Muharip gazi sözcüğü bir sıfattır. Savaşan ve savaşçı anlamı taşır. Harpte fiilen ateş altında, harp bölgelerindeki harekât ve hizmetler sırasında Türk Silahlı Kuvvetlerince görevlendirilen Türkiye Cumhuriyeti Devleti Sınırlarını korumak ve güvenliğini sağlamak görevini yapandır. O görevi yaparken aklında tek bir şey vardı “ Ya İstiklal ya Ölüm”.

         Muharip gazilerimizden Kore gazileri, 1945 Ağustos’unda Rusya’nın Japonya’ya savaş ilan etmesiyle Kore yarımadası kuzeyde Rus istilasına uğramış ve 38. paralelden itibaren Rusya ve ABD tarafından geçici olarak ikiye bölünerek Kuzey Kore yaratıldıktan sonra Ruslar kuzeyde komünist bir idare kurarak çekilişlerdi. İki ülke arasında çeşitli sınır çatışmaları başlamış ve Haziran 1950 tarihinde BM bir karar alarak büyük kısmı ABD Kuvvetlerinden oluşan bir BM Kuvvetini Güney Kore’nin yardımına göndermiştir. Türkiye 17 Ekim 1950 Tarihinde Kore’ye General Tahsin Yazıcı komutasında 5090 kişilik bir tugayla katılarak büyük başarılar göstererek dünyanın takdirini kazanmıştır. Türk Tugayı Kore’de 700 den fazla şehit 2000 kişi yaralı vermiştir. Kayıplara baktığımızda Kore Savaşında Güney Kore Ordusu 141 bin ölü ve 43 bin kayıp, BM Kuvvetleri 36 bin ölü vermiş, karşı taraf Kuzey Kore Ordusu 295 bin ölü, Komünist Çin Ordusu da 184 bin ölü vermiştir.

         1950 yılında başlayan Kore Savaşı 1953 yılına kadar devam etmiş, Muharip gazilerimiz On beş devletin askeriyle omuz omuza savaşmış, Burada Türk Askeri kahraman bir ulusun kahraman evlatları olduklarını cihana göstermişlerdir.

         Kıbrıs gazilerimiz ise, 1947 yılında Ege denizindeki on iki adaların İtalyanlardan alınarak Yunanistan’a verilmesi, Türkiye’nin Sovyet tehdidi altında Amerikan desteği bekliyor olması, Türkiye’nin pazarlık gücünü zayıflatmıştı. Rumlar bu yıllarda Enosis girişimlerini arttırmış,1950 yılında Makarios kiliseye Başpiskopos olarak seçilmişti.1955 yılında ise Rum terör örgütü olan EOKA Grivas başkanlığında kurularak hedefleri olan Kıbrıs Türklerinin varlığına son vermekti. Bu yıllardan itibaren Türkler tam bir sefalet içindeydi. Bu yıllar Türkler için yokluklar ve ıstıraplı yıllardı. 1964 yılından 1974 yılına kadar bu acılı  on yılda, Yunanistan adaya çok sayıda asker ve silah yığarken adaya Amerika ve İngiltere seyirci olmaya devam etmişti.

          Türkiye’ye kırk mil uzaklıkta, Akdenizde olağanüstü bir stratejik öneme sahip Kıbrıs adasına Türkiye, 1964 yılında yapılması gerekeni 20 Temmuz 1974 tarihinde yapmış, adaya havadan ve denizden hava destekli harekâtı başlatmıştı. Atatürk döneminden beri ilk defa milli irade ile alınan bu karar cesur bir şekilde uygulanmaya konulmuş, 1 ve 2 Barış Harekâtıyla adanın %36 sı Türk Silahlı Kuvvetlerinin denetimine alınmıştı. O günden günümüze kadar Kıbrıs’ta ada halkı barış ve huzur içinde yaşamaktadır.

          Sevgili okuyucularım, Muharip gazilerimiz, hiçbir zaman isyan etmeyenler, görevden kaçmayanlar, kutsal değerler uğruna hayatlarını risk edenlerdir. Kendinden önce başkalarının iyiliğini düşünenleri, fedakârlıkta bulunanları, tarihimizi yazan Kınalar yakılarak savaş tarlalarına gönderilen Muharip Gazileri, sizler ne kadar tanıyorsunuz. Muharip gaziler unutulmaya yüz tutmaktadır.

            Bu hafta bir gerçek hikâye ile sizlere veda edeceğim:

            “Mehmet oğlu Ali, köyünden 20 kişiyle beraber Çanakkale’ye gitmiş, Seddülbahir cephesinde süngü hücumlarına katılmış bir delikanlıydı. Savaş esnasında İngiliz gemilerinden atılan bir top mermisinin şarapnel parçası sağ gözünü alıp götürmüştü. Önce sargı yerine, daha sonra hastaneye sevk edilmiş, ardından hava değişimi alarak memleketi Ereğli’ye dönmüştü.

           İstiklal Savaşı sonunda Türkiye Cumhuriyeti kurulunca gazi maaşı almaya başlamıştı. Maaşı Ereğli Askerlik Şubesi verdiğinden ne verilirse alırdı. O yıllarda gazilere tütün parası verilirdi. Bir keresinde yanlışlıkla fazladan para verilmişti. O da aldığı para ile evinin inşaat işlerini yapmış, parayı harcamıştı.

           Sonra yapılan yanlışlık anlaşılınca Askerlik Şubesi parayı geri almak istemişti. Gazi Ali “Para yok harcadım” dedi, “Daha sonra öderim” diye söz vermesine rağmen görevli başlamış bağırmaya çağırmaya.

           Gazimiz çaresiz kalmış, ama üzülmüş, biraz sonra görevliye  “ Bana bak” diyerek gözünü kaybettiğinde onun yerine takılan takma gözü bir hamlede çıkarıp masaya koyarak sert bir şekilde “ Bana bu parayı bu göz için verdiler” diyerek takma gözü masada bırakarak evine döner ve Almanya’da bulunan yakınlarından para isteyerek, para geldiğinde de şubeye giderek borcunu öder.

            Ve gazimiz bir daha gazi maaşını almaz…

            Muharip gazilerimiz, maalesef aynı olayı parasal olmasa da başka konularda bu gün yaşamaktadırlar. Bu yaşam böyle devam ederse unutulmanın verdiği acı onları üzecektir. Türk Savaş tarihine adını altın harflerle yazdıran kahramanlar bu gün devletin sevgisine muhtaçlar.

        

 

          

 BAZI İNSANLAR SEVMEKTEN KORKARMIŞ, SORUMLULUK GETİRECEĞİ İÇİN

ÇOĞUMUZ YAŞAMAKTAN KORKARIZ, GENÇLİĞİN KIYMETİNİ BİLMEDİĞİMİZ İÇİN

EN ACISI ÖLMEKTEN KORKARIZ, YAŞAMAYI BİLMEDİĞİMİZ İÇİN

BİZ GAZİLER İSE ÖLMEKTEN DEĞİL, UNUTULMAKTAN KORKUYORUZ

 

Bu Yazı 4383 Kere Okundu

Yazdır


 oya alp Tarafından 21.02.2011 20:18:35  Tarihinde yazılmıştır.

[4794]  

çok güzel bir yazı hazırlamışsınız oldukça anlamlı ama malesef gazilerimize yeteri kadar değer verilmiyor .oysaki onlar hayatlarını ortaya koyarken herkez sırtlarını sıvazlıyordu.bu değerli askerlerimizin unutulması çok acı .ve nedeninide anlamak mümkün değil..tekrar teşekkürler ...
 oya alp Tarafından 21.02.2011 20:18:03  Tarihinde yazılmıştır.

[4793]  

çok güzel bir yazı hazırlamışsınız oldukça anlamlı ama malesef gazilerimize yeteri kadar değer verilmiyor .oysaki onlar hayatlarını ortaya koyarken herkez sırtlarını sıvazlıyordu.bu değerli askerlerimizin unutulması çok acı .ve nedeninide anlamak mümkün değil..tekrar teşekkürler ...
 şah ismail Tarafından 19.07.2010 16:09:25  Tarihinde yazılmıştır.

[4275]  

Tarihini unutanların tarihten silindiklerini gene tarihte okuyoruz!

 Yorum Ekleyin
 Adınız Soyadınız :

Güvenlik Kodu: Güvenlik Kodunuz: 1803179

Bugünkü Gazetemiz

Bugünün Gazetesi Henüz Yüklenmedi
19.05.2012



Anket

Aktif Anket Bulunamadı

Yazarlar

   Kudret Erdem
EĞİTİMLE UĞRAŞMAYIN
   Kemal Deniz
ŞAİR ve ŞİİR
   Mehmet Şükrü Baş
19 MAYISI ANLAMAK VE ATATÜRK’Ü TANIMAK
   Hadi Önal
MADDE BAĞIMLILIĞI VE ÇOCUKLARIMIZ
   Esra Altaş
HAYATI YAŞAMAK AMA NASIL?
   Arzu Keleş
NEDİR SONBAHAR?
   M.Hayrettin Abacı
Nasıl Politikacı İstiyoruz?
   Asım Demirkök
Dalga dalga kente ulaşmak
   Saliha Akkuş
Vücudumuz konuşuyor
   Danış Çoban
ADRESE TESLİM
   Ayşe Benek Kaya
ÇİÇEKLERE
   Nurettin Gür
AHMET ŞENTÜRK’Ü RAHMETLE ANIYORUZ
   Süleyman Özerol
ANKARA'DA TANIDIĞIM SANATÇILAR
   Osman Kaya
ALIŞAMADIK
   Ahmet Turan Eseoğlu
OKUYAN ÖZGÜRDÜR

Her Hakkı Saklıdır © Malatya Hakimiyet Gazetesi
http://www.malatyahakimiyet.com
Yazılım: ercans@gmail.com 0,17