|
Malatya’nın bunaltıcı sıcaklığından oldukça sıkılmış, kaçmak için kurtarıcı bir gölge arayışı içerisindeydim. Yaklaşık 10 Kg’lık sırt çantam ile kurtarıcımı arar iken, asıl kurtarıcıya dönüp; ‘Ya Rabb’im ne Büyüksün’ dedim. Kurtarıcı gölge arayışı için yaptığım kısa yolculuğu Eski Belediye Meydanı’nda aldığım bir telefon ile sonlandırdım. Arayan uzun zamandır ikimizin de yoğun iş temposundan dolayı oturup iki lafın belini kıramadığımız Malatya Gazeteciler Cemiyeti 2. Başkanımız ve Hâkimiyet Gazetesi İmtiyaz Sahibi Kemal Deniz idi.
 
Kemal Bey, uzun zamandır Bingöl’ün Karlıova İlçesi’nde 1963–66 yılları arasında yaşadıklarını ‘Beyaz Cennet: Karlıova’ adlı yazı dizisi ile yüreklerimize işleyen muhteşem bir çalışmayı ortaya koymuştu. Kemal Bey ile yaptığımız son görüşmelerde ise, hazırladığı ve Hâkimiyet Gazetesi’nde yayınladığı yazı dizisinin kitaplaştırmaya çalıştığını öğrenmiştim. Kemal Bey’in telefonu aradığım o kurtarıcının ta kendisi olmuştu. Rabb’den o küçücük dua karşılığı istediğim kurtarıcı gölgeye yerine Rabb’in beni bu muhteşem gezi ile ödüllendirmesinden daha mutluluk verici bir şey olamazdı.
 
Kemal Bey, uzun süredir gitmediğim ve doğduğum yere beni de götürmek için aramıştı. Bana yarın için hazır olmamı söylerek telefonu kapattı. Ertesi gün sabırsızlıkla beklediğimiz yolculuk için Karlıova’ya hareket ettik. Yolculuk boyunca Karlıova’yı konuştuk Kemal Bey ile. Sürekli olarak anlatıyordu. Mahmut Akyürekli ile ile yaşadığı yürekli maceralarıyla başladığı konuşmasını yine Mahmut Akyürekli’nin Karlıova’da bizi karşılaması ile sonlandırdı. Karlıova’nın yetiştirdiği ender insanlardan olan Araştırmacı Tarihçi ve Eğitimci Mahmut Akyürekli, sert iklimli Karlıova’nın sıcakkanlılığını bir kez daha kanıtlamış oldu. Karlıova’nın o meşhur Fatih Caddesi’ne girer girmez, halkın yoğun ilgisiyle karşılaşmamız Kemal Bey’den çok beni derinden etkilemişti. Karlıovalıların doya doya bize misafirperliklerini gösterdiklerine şahit olmak, oldukça onur vericiydi. Bir Karlıovalı olarak ilk kez ayak bastığım o topraklarda gösterilen sıcak ilginin ardından Karlıovalı olmanın gerçek bir ayrıcalık yaşattığını anladım.
 
Karlıova’nın bilindik çay evlerinin yine bilindik kürsülerinde oturup koyu muhabbetin yanı sıra Erzurum şekeri ile kıtlama çay içenleri gördükçe Karlıovalıların farkını daha da iyi anlamaya başladım. Dedemin o kıtlama şeker ile çay içmesini Malatya’da ne kadar garipsemiş olsam da hatamı Karlıova’da görüp orada yanlışımdan dönmüştüm ve kıtlama şeker ile çayın keyfine dalmıştım. Uzun muhabetin ardından Karlıova’nın hatta o bölgeye yolu düşen herkesin muhakkak tanıdığı Hancı Hüseyin ile yaptığımız söyleşide Karlıova’nın ilk oteli olan 3 kardeşin işlettiği handan söz ettik. Alt katında atlar konaklarken, üst katında ise insanların konakladığı 2 katlı olan hanını anlatan Hancı Hüseyin’in anlatımı sırasında gözlerindeki o parıltıdan etkilenmemek mümkün değildi.
 
Bu arada şunu öncellikli olarak belirtmeden geçemeyeceğim; Yolculuğumuzda bizi Bingöl’de karşılayıp, 2 gün boyunca yanımızdan bir an bile ayrılmadan bize her anda yardımlarını esirgemeyen Karlıova Eski Belediye Başkanı Hasan Lütfü Atlı’nın oğlu Süleyman Atlı ve onun da oğlu Muhammed Atlı teşekkürlerimizi bir borç biliyoruz. Gerçekten bize orada yaşattıkları öyle kolay kolay unutulacak cinsten bir olay değildi. Karlıova’nın muhteşem doğa harikası yönlerini gördükçe şaşırıyorduk. Benim yetişemediğim ancak annem ve babamın sürekli anlattıklarından öğrendiğim meşk, yayık, tırmık, yün tarağı ve çarıkları ilk kez gördüğümde onların o dolu dolu anlattıklarını ve kulak ardı ettiğim cümlelerini şimdi daha iyi anlamıştım. Fatih Caddesi’ndeki çay keyfimizin ardından Karlıova ilçe olmadan eski yerleşim yeri Kanireş Köyü idi. Bu köye adını veren muhteşem suyu ile Kanireş Çeşmesidir. Kanireş’in soğuk suyunda bugün alabalık üretilmekte ve insanlar buraya pikniğe gitmekteler. Burada gördüğüm manzara o kadar muhteşemdi ki aklıma ilk olarak Kanireş’te muhakkak bir klip çekilerek oranının tanıtımı yapılmalıydı. O kadar güzel ve eşsiz bir yer ki inanın orayı anlatmaya hiçbir kelimem yeterli gelmeyecektir. Vaktiniz olduğunda mutlaka gidip orayı görmenizi tavsiye ederim. Kanireş’te bulunan alabalık tesislerinden yeşilliğin ortasına ağaç kütüğünden kurulmuş masanın da yarattığı doğallıkla tadı damağınızda kalacak bir alabalığı mutlaka tatmalısınız. Hele o Kanireş isminin verildiği o suyun kaynağını gördüğünüzde ise ayrı bir dünyaya yayılıyorsunuz. Halk ismi ile ‘Pung’ olan o Yarpuzların mükemmel kokusu vücudunuza dirhem dirhem işlediğinde siz ise deryalara uzun bir yolculuğa çıkmış oluyorsunuz.
 
O muhteşem kokuyu içinize çektiğinde Kanireş’in gerçek hikayesini dinlemek isteyeceksiniz. Onun içinde sizinde yolunuz bizim ki gibi Karlıova’nın efsane ismi yılların eskitemediği Belediye Başkanı Hasan Lütfü Atlı’yı dinlemek isteyeceksiniz. Hasan Lütfü Atlı ile görüşmemizde adeta tarihe tanıklık ediyorduk. Ayaklı tarihin ağzından dökülen her bir cümle onun Karlıova için verdiği mücadeleyi anlatmaya yetiyordu. O anlattıkça ben aslında yeni yeni Karlıovalı olduğumu anlamaya başladım. Karlıova’nın Tarihçesinden söz ettikçe sanki bize o günleri tekrar yaşatıyordu. Konuşmaların detayına buradan hazırlık aşamasında olan kitap çalışmasından dolayı giremiyorum. Ancak eminim o kitabı alarak siz de Karlıova’nın ayaklı tarihi Hasan Lütfü Amcanın anlattıklarıyla Karlıovalı olduğunuzu hissedeceksiniz.
Karlıova’ya kadar gidipte oranın meşhur güvecinden yemeden döndüğümüzü düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. İdris Usta’nın hazırladığı enfes güveçten tattığımda daha önce yediğim güveçlerin güveç olmadığını benim gibi diğer davetliler de dile getirdi. Enfes bir tadı olan ve tamamı doğal olarak yetişen et ve sebzede meydana gelmiş güveci yedikçe İdris Usta ve arkadaşlarına her defasında teşekkür ettik. Gerçekten iyiki Karlıova’dasınız ve o eşsiz tadınızdan Karlıova halkını mahrum etmiyorsunuz.
Karlıova Kaymakamımız Eşref Yonsuz ile Karlıova Belediye Başkanı Ferit Çelik’in gösterdiği yakın ilgi ve alakadan dolayı onlara da teşekkür etmeden geçmek nankörlük olur diye düşünüyorum. Üstelik yaptığımız çalışmalara destek vererek yardımcı olacaklarını belirtmeleri de bizi oldukça mutlu etti. Karlıova’nın gün geçtikçe daha çağdaş bir ilçe olması için kol kola omuz omuza çalışan bu iki insanın umarız önümüzdeki zaman dilimi içerisinde daha da güzel ortak projeleri imza atacağından hiç kuşkumuz yok.
Gezimiz sırasında o kadar çarpıcı olaylar ile karşılaştık ki hepsini teker teker anlattıkça onları tekrardan yaşıyorum. Kargapazarı Köyü’nde depremden dolayı yapılan o eski İsviçre modeli evleri gördüğümüzde şaşırmadığımızı söylesek yanılmış oluruz. Karlıova’nın en kalabalık köylerinden birisi olan Kargapazarı’ında eski yapılarının halen yıkılmadığını ve ayakta kalma mücadelesini gördüğümüzde o köy halkının tarihini unutmamaya çalıştığının farkına vardık. Kargapazarı dönüşü Erzurum-Çat yolu altında güneşin altında çalışan ve Çerez Kolu denilen yöntem ile köy halkının ot biçtiğini görünce arabamızdan inip onları izlemeden de yolumuza devam edemezdik.
Her yönüyle çok şaşırtıcı ve eşsiz olan gezimizin en güzel anlarından birisi de Lokantacı Nizamettin Usta (Lokantacı Nizo)’nın bize Öğretmenevi bahçesinde verdiği yemekti. Karlıovalı hemşerilerimle ilk kez yediğim o toplu yemeğin gerçek tadına vardık. Sohbetimizin yanı sıra Lokantacı Nizo’nun o mükemmel tavasını da yavaş yavaş mideye indiriyorduk. Ardından yediğimiz meyvelerden sonra gerçekleştirdiğimiz sohbetin ardından artık Malatya’nın yolunu tutma zamanı gelmişti. Herkes sus pus olmuştu dönüşümüzde. Ne onlar gitmemizi istiyorlardı, ne de biz onları bırakmak istiyorduk. Sanki her şey akışına bırakılmış gibi gerçekleşti ve sessizce bir ayrılık yaşandı. Karlıova halkı her şeyi gibi farklı olan ayrılıklarını da yaşatmış olmuştu bizlere…
Yol boyunca Karlıova halkının misafirperverliğinden etkilenmemizden olacak Bingöl’den Elazığ’a geldiğimizde Yurtbaşı Beldesi’nde Karlıovalı olan ve 1994 yılında Elazığ’a yerleşen Karlıova Bağlıisa Köyü Arebo Mezrasının en yaşlılarından olan Hacı Ahmet Yalçın dedem ile de bir sohbet etmeden geçemedik. Çayını içip oğlu Necmettin Yalçın ve kendisi ile yaptığımız söyleşinin ardından yolumuza devam edip, Malatya’ya doğru yol aldık.
Gezimiz sırasında bizlere muhteşem anlar yaşatan Mahmut Akyürekli, babası Şeyhmuş Akyürekli, oğlu Tarhan Akyürekli’ye, Halit Atlı, kardeşi Süleyman Atlı ve yeğeni Muhammed Atlı’ya, bizi evinde ağırlayarak gerçek bir Karlıova misafirperliğinin örnekliğini yaşatan Zabıta Şeref Atlı’ya, Karlıova Belediyesi Yazı İşleri Müdürü Bayram Sünbül’e, Öğretmen Hasan Bingöl’e, Melek Bingöl’e, son yerel seçimde belediye başkan adayı olan Veysi Bingöl’e, Eski Belediye başkanlarımız Hacı Ali Bingöl ve Muzaffer Gölen’e, gezimizin her anında yanımızda olan Karlıova Mal Müdürü Sait Demir’e ve isimlerinin buradan saymakta zorlandığımız tüm Karlıova Halkına teşekkürlerimizi bir borç biliriz.
Umarız yakın zamanda onlar da Malatya’ya gelirler de bizde onları ağırlamaktan şeref duyarız. Sert iklimin mert delikanlılarına Malatya’dan sevgilerle…
|